HomeCalendarFAQSearchMemberlistUsergroupsRegisterLog in

Share | 
 

 Osmanlı Devletinde Teşkilatlanma

Go down 
AuthorMessage
Saliha

avatar

Mesaj Sayısı : 247
Rep : 6
İtibar : 390
Yaş : 28
Nerden : Tekirdağ

PostSubject: Osmanlı Devletinde Teşkilatlanma   Wed Jun 03, 2009 10:15 am

MERKEZ TEŞKİLATI


Merkez teşkilatı, Osmanlı devletinin yönetildiği ve çeşitli bölümlerin bulunduğu saray teşkilatından oluşmaktaydı. Osmanlı merkez teşkilatında mutlak otorite padişaha aitti. Osmanlılarda eski Türklerdeki kut anlayışı devam etmekteydi. Bu anlayışa göre ülkeyi yönetme hakkı Osmanlı hanedanına ait olduğu için başka bir aileye verilmezdi. Bir İslam devleti olan Osmanlılarda yönetimin temeli şer’i ve örfi hukuka dayanıyordu.

İstanbul,1453’ten sonra başkent olarak Osmanlı Devleti’nin simgesi haline geldi. Fatih yerli halkı İstanbul’da kalması için teşvik etti. Devlet adamlarının kurduğu vakıflar, şehrin imar edilmesinde ve Türkleşmesinde önemli rol oynadı. Şehrin güvenliği ve düzeninden sadrazam sorumluydu. Sadrazam sefere gittiği zaman yerine sadaret kaymakamı bakardı.

Saray

Saray, padişahın devleti yönettiği ve özel hayatını geçirdiği yerdi. Memleketin tüm birimleri saraydan yönetiliyordu. Bu yüzden saray yüksek bir devlet dairesi durumundaydı. Topkapı Sarayı 19.yy.a kadar devletin yönetildiği mekan olmuştur.19.yy.da Dolmabahçe, Beylerbeyi ve Yıldız gibi yeni saraylar yaptırılarak devlet yönetiminde kullanılmıştır.

Birun: Birun,sarayın dış bölümüdür.Birun içinde sarayın dış hizmetlerine bakan görevliler bulunurdu.

Bu görevliler: yeniçeri ağası, Altı Bölük Halkı, topçular-cebeciler, müteferrikalar, çeşnigirler, çavuşlar-kapıcılar, seyisler, çakırcılar, terziler, eminler, hekimler ve müneccimlerdi.

Enderun: Enderun, padişahın özel hayatını geçirdiği iç saraydı. Devşirme sistemiyle saraya alınan çocukların eğitildiği yerdi aynı zamanda. Burada devletin yönetim ve askerlik görevini yerine getirecek kadroları yetiştirirdi. Devşirme sistemiyle toplanan Hıristiyan çocuklar Türk ailelerin yanına verilirdi. Bu ailelerin yanında İslam dini, Türkçe ve Türk geleneklerini öğrenirlerdi. Daha sonra hazırlık saraylarında iç oğlanı adıyla eğitim görürlerdi. Buradaki eğitimin amacı; saraya alınacak kişileri devlet adamı, asker ve seçkin kişiler olarak yetiştirmekti.

Divan

Osmanlı merkez teşkilatının en önemli bölümü, Divan-ı Hümayun’dur. Divan, devlet ve ülke sorunlarının görüşülüp karara bağlandığı en üst yönetim ve en yüksek mahkeme organıdır. Divan, Topkapı Sarayı’nda Kubbealtı denilen yerde toplanırdı.
Back to top Go down
View user profile
Saliha

avatar

Mesaj Sayısı : 247
Rep : 6
İtibar : 390
Yaş : 28
Nerden : Tekirdağ

PostSubject: Re: Osmanlı Devletinde Teşkilatlanma   Wed Jun 03, 2009 10:15 am

Divan-ı Hümayun’da bulunan kişiler






Padişah

Sadrazam

Defterdar

Nişancı

Kaptanıderya

Şeyhülislam

Rumeli Beylerbeyi





Divanda dil, din, cins ve statü farkı gözetmeksizin halkın şikayetleri de karara bağlanırdı. Osmanlı bunu adaletin temeli saymıştır. Danışma niteliğinde olan divan kararlarında son söz padişahındı. Osman Bey döneminde yönetim ile ilgili konular aşiret beylerinin ve gazilerin katıldığı toplantıda görüşülürdü. Orhan Bey döneminde Divan-ı Hümayun teşkilatı kuruldu. Divanda siyasi, idari, adli ve mali işler görüşülüp karara bağlanırdı. Şeyhülislam divan toplantılarına gerektiğinde görüşü alınmak üzere çağrılırdı.

Padişah: Divanın tabii başkanı idi. Fatih’ten itibaren toplantılara doğrudan katılmayıp gerektiği zaman toplantıları kafes arkasından takip ederdi.

Veziriazam(sadrazam): Veziriazam olabilmek için temel şart Türkçe bilmek ve Müslüman olmaktı. Fatih S.M. dönemine kadar Çandarlı ailesinden, medreseden yetişmiş dört veziriazam çıkmıştır. Padişahın en büyük yardımcısı olan sadrazamın sözü padişahın buyruğu kabul edilirdi. Padişahın mührünü taşırdı.

Kubbealtı vezirleri: Sadrazamın yardımcılarıdır.

Kazasker: Divanda askeri sınıfa ait şer’i ve hukuki işlere bakardı.

Defterdar: Osmanlıda mali işlerden sorumlu olan görevlidir. Devlerin gelir ve giderlerini tespit eder ve bütçeyi hazırlayıp padişaha sunardı.

Nişancı: Padişah adına yazılan ferman, berat, name gibi belgelere padişahın tuğrasını çekerdi. Kanunları düzenlemek görevi idi. Ayrıca tapu ve kadastro işlerini düzenler, yeni fethedilen toprakları kaydeder ve dirliklerin defterlerini tutardı.

Kaptanıderya: Donanmanın başkomutanı olarak deniz işlerinden sorumluydu.

Şeyhülislam: Divan toplantılarının tabii üyesi olmakla beraber, gerektiğinde alınan kararların İslam’a uygun olup olmadığı konusunda görüşü alınmak üzere divan toplantılarına katılırdı.

Yeniçeri Ağası: Divan toplantılarına katılmaz, ancak divanda alınan kararları yeniçerilere bildirirdi. Divan toplantısı olduğu günlerde, yeniçeriler hakkında divana bilgi verirdi.

Back to top Go down
View user profile
Saliha

avatar

Mesaj Sayısı : 247
Rep : 6
İtibar : 390
Yaş : 28
Nerden : Tekirdağ

PostSubject: Re: Osmanlı Devletinde Teşkilatlanma   Wed Jun 03, 2009 10:16 am

TAŞRA TEŞKİLATI


Taşra teşkilatı, tımar ve iltizam sistemi ile taşra yönetim birimlerinden oluşmaktaydı. Duraklama döneminde, merkezdeki bozulmalara bağlı olarak taşra teşkilatında da bozulmalar görülecektir.

1)Tımar Sistemi

Türkiye Selçuklularında uygulanan ikta sistemini Osmanlılar tımar sistemi adıyla daha verimli hale getirdiler. Osmanlı Devleti’nde hizmet karşılığı olarak devlet görevlilerine ve savaşlarda yararlılık gösteren askerlere tahsis edilen gelir kaynaklarına dirlik denilirdi. Dirlikler gelir durumlarına göre 3’e ayrılırdı. Bunlar; has, zeamet ve tımardır.

2)İltizam Sistemi

Osmanlı Devleti 16.yy.dan itibaren bir tür vergi toplama usulü olan iltizam sistemini uygulamaya başlamıştır. Bu sistemde vergi gelirleri, belirli bir süre için ve açık arttırma yoluyla satılırdı. İhaleyi alan kimselere mültezim adı verilirdi. Bu uygulama zamanla bozulmuş ve mültezimler devlete olan yükümlülüklerini yerine getirmemeye başladıklarından iltizam sistemi Tanzimat Dönemi’nde yürürlükten kaldırılmıştır.

3)Taşra Yönetimi

-Merkeze bağlı eyaletler, yöneticileri doğrudan doğruya merkezden atanan bağlı eyaletlerdir. Sancakların birleşmesinden meydana gelen eyaletlerin başında beylerbeyi bulunurdu. Rumeli’de fetihler genişleyince Rumeli beylerbeyliği, Anadolu’da da Anadolu beylerbeyliği kuruldu.

Merkeze bağlı eyaletler salyaneli ve salyanesiz olmak üzere 2’ye ayrılırdı.

1)Salyaneli(yıllıklı) eyaletler: Devlet, bu eyaletlerde tımar sistemini uygulamıyordu. Buralardan yıllık maktu bir vergi alınıyordu. Bu vergiye yıllık anlamına gelen salyane deniliyordu. Vergiler iltizam usulü ile yıllık olarak alınırdı. Bu gelirlerden beylerbeyi, sancak beyi ve asker maaşları ödenir kalan kısmı ise hazineye girerdi. Salyaneli eyaletler; Mısır, Habeş, Yemen, Trablusgarp, Tunus ve Cezayir’di.

2)Salyanesiz(yıllıksız) eyaletler: Tımar sisteminin uygulandığı eyaletlere salyanesiz eyaletler adı verilirdi. Bu eyaletlerin toprakları has, zeamet, tımar olarak dirliklere ayrılırdı. Bu eyaletler; Rumeli, Budin, Bosna, Anadolu, Karaman, Sivas, Musul, Bağdat ve Erzurum’du.

Taşra teşkilatının bozulma nedenleri

17.yy.dan itibaren tımar sisteminin bozulması ve ekonomik sıkıntılar sonucu öşri topraklar köylünün elinden çıkmaya ve ayan, eşraf denilen kişilerin eline geçmeye başladı. Bunun sonucu olarak büyük çiftlikler kurulmaya başlandı. Zeametler ile tımarlar ise hak edenlere verilmeyip, iltizam ve emanet yoluyla vergiler toplandı. Köylüden vergiyi toplayan mültezimlerin yasal bir kar alma hakları vardı. Ancak bu kişiler daha çok vergi toplamak için halka her türlü baskıyı yapmaya başladılar. Saray ‘paşa’ unvanlı bilgisiz ve tecrübesiz yöneticileri vali olarak atamaya başladı. Beylerbeyi ve sancak beyleri görev yerine gitmeyip görevlerini ‘mütesellim’ adı verilen vekillere bıraktılar. Mütesellimler, devlet gücünü kendi güçleriyle birleştirerek keyfi davranışlarda bulundular. Böylece merkezi otoritenin zayıflaması ile beraber taşra teşkilatında da bozulmalar ortaya çıktı.

Back to top Go down
View user profile
Saliha

avatar

Mesaj Sayısı : 247
Rep : 6
İtibar : 390
Yaş : 28
Nerden : Tekirdağ

PostSubject: Re: Osmanlı Devletinde Teşkilatlanma   Wed Jun 03, 2009 10:16 am

ASKERİ TEŞKİLAT


Osmanlı Devleti’nin aşiretten imparatorluğa yükselmesinin en önemli nedenlerinden biri de güçlü bir orduya sahip olmasıdır. Orhan Bey döneminde sınırlar genişledikçe düzenli bir ordunun gerekli olduğu görüldü. Böylece ‘yaya’ ve atlı olan ‘mütesellemlerden’ yeni bir ordu oluşturuldu.

Kapıkulu Askerleri

Kapıkulu sınıfı, Selçuklularda görülen ‘hassa ordusunun’ karşılığıydı. Başlangıçta merkezde bulunan kapıkulu askerleri padişaha bağlı , aylıklı ve sürekli askerlerdi. Bunlar kapıkulu piyadeleri ve kapıkulu süvarileridir.

-Kapıkulu piyadeleri: Önceleri savaş esirleri arasından devşirilirken daha sonra Rumeli’deki Hıristiyan çocukları arasından devşirilmeye başlandı. Burada askeri eğitim görürler, aralarından yetenekli ve gösterişli olanlar ise Osmanlı sarayı için ayrılırdı. Diğerleri ise yeniçeri ocağına veya diğer ocaklara geçerlerdi. Saraya alınanlar devlet adamı, asker ve seçkin nitelikli kişi olarak yetiştirilirdi.


Osmanlı Ordu Teşkilatı

Kara kuvvetleri

Deniz kuvvetleri

Kapıkulu askerleri

Eyalet Askerleri

Piyadeler

Süvariler

Yardımcı kuvvetler

Tımarlı sipahiler




-Kapıkulu süvarileri: Kapıkulu süvarileri Enderun okulu ve yeniçeri ocağından terfi ile seçilirdi. Kapıkulu süvarilerine. Altı bölümden oluştuğu için Altı Bölük Halkı da denirdi. Kapıkulu süvarileri de, genellikle devşirmelerden seçilip İstanbul’un güvenliğini sağlarlardı. Her padişah değişikliğinde cülus bahşişi alırlardı.

-Eyalet askerleri: Kara ordusunun devletin gelişmesinde ve büyümesinde önemli rolü olmuştur. Kara ordusundan olan eyalet askerinin temelini ‘Tımarlı sipahiler’ oluşturmaktaydı.

Tımarlı sipahiler, toprak sistemine bağlı olarak oluşturulan ve Osmanlı ordusunda en önemli görevi üstlenen atlı birliklerdi. Tımarlı sipahiye görev karşılığı topraklar ‘dirlik’ olarak verilirdi. Dirlik denilen gelirler, aslında devlete ait çeşitli vergilerden oluşuyordu. Tımarlı sipahi aldığı dirlikle, hem kendi geçimini sağlar hem de tımar kanunnamesinde belirlenen miktarda atlı asker beslerdi. Dirlik sahipleri o bölgenin güvenliğinden de sorumluydular. Aynı zamanda devlet ile halk arasında temsilci durumundaydılar. Tımarlı sipahiler Kanuni zamanına kadar Türk ordusunun en kalabalık bölümüydü.

Tımarlı Sipahilerin önemini kaybetme nedenleri:

-Dirliklerin hak etmeyen kişilere verilmesi

-Yeniçerilerin tımarları ele geçirmeleri

-Sipahilerin sayılarının azaltılması

-Yeni fetihlerle toprakların genişletilmemesi

-Celali isyanları yüzünden üretimin azalması

-Tımar gelirlerinin düşmesi ve gelirlerinin hazineye mukataa yolu ile aktarılması

-17.yy. ortalarından itibaren tımarlı sipahilerin geri hizmetlerde görevlendirilmeleridir.
Back to top Go down
View user profile
Saliha

avatar

Mesaj Sayısı : 247
Rep : 6
İtibar : 390
Yaş : 28
Nerden : Tekirdağ

PostSubject: Re: Osmanlı Devletinde Teşkilatlanma   Wed Jun 03, 2009 10:16 am

Osmanlı Vakıf Sistemi

Vakıf bir kimsenin malını hayır işine, dini veya sosyal bir hizmete ebediyen tahsis etmesidir. Vakıf yapan kişiye ‘mevkuf’ denir. Vakfın kuruluş belgesine ‘vakfiye’ denir. Osmanlı devleti halkın dini, askeri ve sosyal amaçlı ihtiyaçlarını karşılamak için hizmet veren vakıflar kurmuştur. Bunlar, başta padişah olmak üzere devlet adamları ve hayırsever zengin kişiler tarafından kurulan vakıflardır.
HUKUK


Osmanlı hukuk sistemi, Anadolu Selçuklu hukuk sisteminden örnek alınmıştır. Osmanlı hukukunun temelini İslam hukuku ve örfi hukuk oluşturmaktadır. Şer’i hukukun esası, Kur’an-ı Kerim ve hadis hükümleridir. Bu hükümler, İslam hukukunun değişmez kurallarıydı. Şer’i hukuk sadece Müslümanlara uygulanırdı. Müslüman olmayan halk kendi dini kurumlarınca yargılanırdı. Bu uygulama kapitülasyonların da özünü oluşturmuş ve devletin son dönemlerine kadar uygulama devam etmiştir. Gayrimüslim halka tanınan ticari ve hukuki ayrıcalıklar, onların bağımsızlık yönünde hareket etmelerinde etkili olmuştur. Örfi hukuk ise şer’i hukuka ters düşmemek kaydıyla padişahın koyduğu kanun, kanunname ve ferman gibi kurallardır. Bu kurallar töreye uygun olurdu. Örfi konulardaki kurallar padişahın ağzından yazılır ve bunlara ferman denilirdi. Fermanlar devlet hayatını ve sosyal hayatı düzenlerdi. Bu kurallar yazılı olarak saklanır ve gerektiğinde tekrar yorumlanabilirdi. Osmanlılarda ilk kanunname Fatih Sultan Mehmet tarafından Kanunname-i Ali Osman adıyla düzenlenmişti. Kazasker kadıların, müftülerin ve müderrislerin tayin ve nakil işlerini de düzenlerdi. Şeyhülislam, devlet işlerinin ve alınan kararların İslam hukukuna uygun olup olmadığı konusunda görüş bildirme yetkisini kullanırdı. Buna fetva denilirdi. Osmanlıda adalet işlerine kadılar bakardı. Padişah, şer’i konularda kadının kararlarına müdahale edemezdi. Kadının verdiği kararlar kesindi. Şer’i davaların yanı sıra örfi davalara da kadılar bakardı. Kadılar bulundukları yerin asayişi, vakıfların denetlenmesi, vergilerin toplanarak hazineye aktarılması ve belediye hizmetleri gibi görevleri yürütürlerdi. Kadı İslam hukukunu uygular, kişiler arasındaki anlaşmazlıkları çözümlerdi. Miras, ticaret ve nikah işlemlerini karara bağlardı.

Hukuk Alanında Değişmeler

Tanzimat fermanı ile Osmanlı halkı arasında dil, din ve ırk ayrımı yapılmayacaktı. Herkes kanun önünde eşit sayılacak, kimse yargılanmadan idam edilemeyecekti. Duruşmalar açık yapılacak, mülkiyet hakkı sağlanacaktı. Padişah da bu ilkelere göre çıkacak yasalara saygılı davranacağına halk önünde söz veriyordu. Osmanlıda Tanzimat dönemi hukuk anlayışı ile hukuk devleti kavramı gelişti. 1856 Islahat fermanı ile karma mahkemelerin kurulması kabul edildi. Abdülaziz döneminde Divan-ı Ahkam-ı Adliye adlı bir yüksek mahkeme kuruldu. Bu mahkemenin üyeleri yargı kararı olmadan görevlerinde alınamıyordu. Böylece yargı ve yürütme birbirinden ayrılarak yargının bağımsızlığı kabul ediliyordu. İlk Osmanlı anayasası olan Kanun-ı Esasi, I. Meşrutiyetin ilanı ile yürürlüğe girdi. Bu anayasada devletin temel kuruluşları, görev ve yetkileri belirlendi. Ünlü hukuk bilgini Ahmet Cevdet Paşa başkanlığındaki bir heyet, ilk Osmanlı medeni olan Mecelle’yi hazırladı.
Back to top Go down
View user profile
 
Osmanlı Devletinde Teşkilatlanma
Back to top 
Page 1 of 1
 Similar topics
-
» Osmanlı Memlük İlişkileri
» aleviler kürtmü türkmü
» merdum-i didem

Permissions in this forum:You cannot reply to topics in this forum
BİLGE FORUM - Forum Bilge :: Lise Ödev Kaynakları :: Tarih Ödevleri-
Jump to: